Köleler ve Efendiler…


Yeryüzü yeterdi oysaki herkese, her canlının rızkı taksim edilmişti ya ezeli takdir gereği; toprak, hava, su, yiyecekler, enerji kaynakları, yer altı ve üstü zenginlikleri yeterdi her yaratılana. Sadece beklenen yetinmek, şükretmek, paylaşmak, nimetleri veren Rabbe kulluk etmek, yaratılanlara da şefkat ve merhamet gösterip, adaletli davranmaktı.

Ama maalesef öyle olmadı ve tarih hep acı, yıkım, kan, gözyaşı, ezme, yok etme, parçalama ve kıyımlardan oluştu. Kadim kültürler çölleştirildi, medeniyetler ya postallarla çiğnendi ya da paletlerle ezildi yüzyıllardır. Ve köleleştirildi güçsüzler, zayıf yığınlar Adem’in (as) diğer oğulları tarafından. Talan edildi zenginlikler, kadınlar kocasız, çocuklar babasız, anneler evlâtsız bırakıldı ve halen de bu zulüm tüm şiddetiyle devam ediyor kana bir türlü doymak bilmeyen topraklarda…

Kıskançlıktı kimi zaman sebep Kabil’le başlayan, sevgisizlikti, olanla yetinmemeydi, şükürsüzlük, sabırsızlık, güç elde etmek, hükmetmek, hırs ve tamahtı. Ve “dünyadaki açlığın sebebi fakirleri doyuramamak değil, zenginleri doyuramamaktı”. İnsanlık tarihinin en utanç verici eylemi de böyle yazıldı tarihe, adına “kölelik” dediler. Kula kul olmaktı kısaca tanımı, emeğin ve alın terinin sömürülmesiydi güçlülerce, karşı çıkanların da acımasızca yok edilmesiydi.

Kim derse ki “kölelik tarihe karıştı”, sadece kocaman bir yalan söylüyordur. Üstelik maddi, fiziksel köleliğe bir de ruhsal kölelik ilâve edildi son yüzyılda. Yığınların ruhları, akılları, fikirleri köleleştirildi. Ve en acınası durum da “kımıldamayan köleler asla zincirlerini fark edemediler”. “Özgürlüğün en büyük düşmanı da işte bu halinden memnun olan kölelerdi”. Öyle ki bu” köleler efendilerinden nefret etmektense, özgür ruhlu kölelerden nefret etmeyi tercih ediyorlardı, çünkü böylesi daha güvenliydi” onlar için…

Yeni kölelik düzeni kendilerini dünyanın efendisi olarak gören, Allah’a savaş açmış bir avuç küresel sermaye mensuplarının ya da daha doğru tabiriyle “zengin züppenin” elleri ve oyuncakları ile ihsas edildi yeryüzünde. Onlar devletler kurup devletler yıktılar, rejimleri devirip, yeni yandaş rejimler kurdular, bir yandan terörü sözde lanetlerken diğer yandan terör estirdiler dört bir yanda, kimi zaman demokrasi adına bombalar yağdırıp mazlumların üzerine, kimi zaman palet, palet geçtiler ırzların, namusların üzerinden, kimi yerde totaliter rejimleri, dikta yönetimlerini, darbecileri desteklediler, kimi zaman da güya demokrasiyi. Yeter ki kendi sistemlerine ram olsundu halkları yönetenler, yeter ki onların küresel namussuz, soysuz, ahlaksız, acımasız amaçlarına hizmette kusur edilmesindi. Bugün de maalesef düzen böyle devam ediyor. Bunun için kendilerince paktlar kurdular, kan içici organizasyonlar; İMF gibi, dünya bankası gibi, NATO gibi, Birleşmiş Milletler gibi… Ve veto hakkını sadece kendi ellerinde tuttular. Yalnız Allah’a kul olmayı kabul eden, kula kulluğu reddedenler dışında kimse de buna itiraz etmedi, “Dünya beşten büyüktür” demedi, zalimlere “siz zalimsiniz, adam öldürmeyi, çocuk katletmeyi iyi bilirsiniz” diyemedi…

Bugün yüzyıldır ilk defa böyle bir ses yükseliyor dünyanın tüm mazlum ve ezilen milletlerinin adına, ilk kez bir kıvılcım çakılıyor huzura doğru, barışa ve adil bir paylaşıma doğru yolu aydınlatacak meşaleyi tutuşturmak için. O halde herkesin, her kesimin bu kıvılcıma destek olması ve evlâtlarımıza şayet yaşanabilir bir dünya bırakmak istiyorsak bu hareketi her şeyiyle desteklemesi lazım. Akılları devşirilmiş, kalpleri köleleştirilmiş, maneviyatları örselenmiş, iradelerini başkalarına ipotek ederek batılı efendilerinin direktifleri doğrultusunda kendi ülkesine, devletine, milletine ve ümmete operasyon çekme hevesindeki fikir, ideal ve iddia fukarası zavallı zihinlere gelince, onları efendileri ile baş başa bırakıp, şairin ifade ettiği gibi “Bırak bozuk saatler, yalan yanlış işlesin…” deme ve kendi hallerine terk etme lüksüne de sahip değiliz elbette. Ahirette zaten hesaba çekilecekleri bu yaptıklarının bedelini dünyada da ödemeliler…

 

Prof. Dr. Ahmet Kağan Karabulut

Bu makaleyi nasıl buldunuz? // Bu pencereye yorumunuzu yazabilirsiniz // Makalenizi göndermek isterseniz buyurun!

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: