Özüne Dönen İnsan


İnsanoğlunun kıymeti, değeri ve bu değeri nasıl elde edeceği Kur’an-ı Kerimde belirtilir. Aynı zaman da insanoğlunun kökenine, nasıl yaratıldığına da yer verilir. Yine Kur’an’nın ifadesiyle insan isterse yaratıkların en şereflisi, isterse de en zelili olabilir. Dünyaya gelen insan kendisini yalnızca biyolojik bir varlık olarak görürse değerini anlamamış kendisini küçültmüş demektir. Böyle bir insan ancak kadavra insandır. Sufilere göre insan özünden uzaklaşmış ve dünyaya gelmekle adeta gurbete gönderilmiştir. Onun bütün çabası aslında kendisinden koptuğu bütüne dönmesi, bir başka ifadeyle sılaya varmasıdır. Bu hususu Cüneyd el-Bağdadi çok güzel ifade etmiştir.

“Diri o kimsedir ki hayatı, yaratıcısının hayatıyladır. Yoksa, hayatı, şeklinin varlığına bağlı olana diri denmez.”
Bu hususu Kur’an şöyle izah eder. “İnsan topraktan yaratıldı ve insan Allah’ın ruhundan bir nefhadır.”

Parçanın bütüne (Kulun Allah’a) ulaşması olayına Kur’an Lika diyor. Lika’yı engelleyen her türlü eşya, hadise ve eğilimler bütününe dünya diyor. Ancak Allah’a gidişi engelleyen adi ve fani şeyler anlamına gelen dünya ile imarına ve tetkikine memur olduğumuz arz’ı birbirine katmamak icab eder. İşte tam burada çok büyük bir yanlış anlaşılma ve yaygın bir yanlış kanaat var. Bir takım tarikatlar dünyayı yanlış okumaları sebebiyle müntesiplerini yanlış yönlendirmektedirler.

Dünyadan uzak durmak demek, Hristiyan din adamlarının yaptığı gibi, ibadethanelere çekilmek değildir. Aksine büyük sufiler halk içinde olmayı tavsiye etmişlerdir. Uzak durulacak olan şey (dünya) Allah’a vuslatı engelleyen her şeydir, yani masivadır. Bu yanlış anlaşılma ve uygulama yüzündendir ki Müslümanların dünyanın önemini ve değerini kavraması çok uzun sürmüştür.

Burada İmam Rabbani’nin çok güzel bir sözünü zikretmeden geçmek olmaz. “İslamiyet insanların saadeti için çalışanları kendini kurtarmaya çalışanlardan üstün tutar.”

Bütünden kopan parça olan insan koptuğu yere ulaşınca felaha erer. Yunus Emre bu hususu ne güzel ifade etmektedir.

“Ballar balını buldum
Kovanım yağma olsun.”

Genel kanaatin aksine tasavvuf, mutluluğu, öteki dünyada gerçekleşecek bir keyfiyet olarak değil, dünyada elde edilmesi mümkün, hatta gerekli bir keyfiyet olarak görür. Bu Sünnetullah’tır ve Sünnetullah’ı kimse değiştiremez.

Bu makaleyi nasıl buldunuz? // Bu pencereye yorumunuzu yazabilirsiniz // Makalenizi göndermek isterseniz buyurun!

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: